7 kişi kendisini tutuyor, 2 arkadaşı var.
|
|
bira3917 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
lost3755 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
kedi sevenler3654 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
rakı1892 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
yasak meyve1642 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
murathan mungan şiirleri99 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Nazım hikmet43 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
gece uyumayanlar7391 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
AŞK ÇİZGİSİ
Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?
Bir aşk çizgisi var her şeyden öte
O çizgiden başka bütün çizgiler
Aşkı tüketmede
Kimi dik çizgilerin kimi paralel
Eğri büğrüsü, düzgünü, kalını, incesi
Ve bir gün sarıyor bütün çizgileri
Ölüm çizgisi
Bense hep seni çiziyorum kağıtlara, duvarlara
Yeşillerle, morlarla, mavilerle
Resmini yapıp adını yazıyorum
Renk renk çizgilerle
Tut ki iki noktayız birbirinden uzak
Bir çizgiyle aramızı birleştiriyorum
Sonra bir ev yaparak çizgilerden
İçine seni yerleştiriyorum
Başlıyoruz geometrik yaşamlara
Nokta nokta, şekil şekil
Ve bir tek çizgi oluyoruz seninle, mutlu
Öbür çizgiler umurumuzda değil
Her düşünce aşka teğet geçiyor
Tanığı çizgiler var olduğumuzun
Bir aşk çizgisi var her şeyden önce
Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?
Ü.YAŞAR OĞUZCAN
Sen susarsan,
Aşk susar sevgili.
Konuş;
Konuş ki ulaşayım sana karanlıklardan.
Ellerini uzatırsan çekip alacaksın beni rüyalarımdan.
ve;
pembe üzüm rengi bir cennet yaratacaksın.
sonra beni renkten renge boyayıp
Odandaki her bir duvara asacaksın
hep bana bakcak zeytin karası gözlerin
Ve dilinde hep bir düş olacak
Sen susarsan aşk susar sevgili.
konuşursan;
Açılacak sevdiğin tüm çiçekler renk renk.
Kendini rengarenk bir çicek bahçesinde bulacaksın.
Gittiğimi sandığında aslında kalmıştım.
Kendimi senin yalnızlığına adamıştım.
odamda ki her bir duvarıma senin resmini asıp
Sana şarkılar yazmıştım.
Ben gittiğimde kalmıştım oysaki unuttun.
ama susmuştun.
sen susarsan aşk susacaktı sevgili.
Konuşsan rüya bitecekti.
ellerini uzatsan bir cennet yaratacaktık.
Konuş sevgili....
Konuş ki yaşayalım birbirimizi.....
hayat bi tavlamı ne dirki her güne ayrı bi zara teslim olunmuş kapıları tutmak için yapılan atışlar gibi.....
Boşver be yaşı başı!
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?..
şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver?
koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını,
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında,
bırak aksın yollarına.
yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
sen inan yüreğine,
hem ona geçmezse kime geçer sözün?..
büyü büyü...
bak ellerin ayakların kocaman.
aklın da maaşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,
boşver yaşı başı,
aşk var mı aşk, sen ondan haber ver?
takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere.
o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü,
öl gitsin...
parayı pulu savurup,
bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin,
savrul gitsin...
Boş ver be yaşı başı,
kim tutar seni kim,
kendi yüreğinden başka kim?.
Aklını al da öyle git,
ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git.
Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine.
O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
seveceksen ve öleceksen uğruna...
yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa...
yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş.
sen mi biteceksin?
çekeceksen bile bayrağı,
yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?
Bir kalbim vardı zaten,
Onu da sana vermiştim senin için atsın yalnız diye
Sense, sense ne yaptın
Kırdın, parçaladın ve bana geri veriyorsun
Son vedanı hatırlıyorum
Gözlerimden akan yaşı umursamazca
Elveda diyordun ve unutursun zamanla
Yıllar insana neyi unutturmaz ki dedin
Yıllar mı, yıllar mı unutturacak bana seni???
Asırlar bile seni unutturacak kadar uzun değilken
Ve gittin bir daha geri gelmemek üzere
Ardında beni bıraktın
Öbür yarım derdin hep, sol tarafımsın
Kalbim seninle her zaman
Olurda bir gün ayrı düşersek yaşayamam ki
Diye sarıldığın günler ne de çabuk geçti
Şimdi ise arkana bile bakmadan yeni hayatına
Yeni sevgililere doğru gidiyorsun...
Ben mi? Ben kendimi ıssız sokaklara bıraktım
Gezdiğimiz yerlerden geçiyorum sarhoş halde
Görenler sarhoş diyor, bazıları da deli
Aldırmıyor yürüyorum nereye gittiğimi bilmeden
Bir ara kalbimdeki gibi bacaklarımda da derman kalmıyor
Oturup bir banka doyasıya ağlıyorum
Ama kalbim öylesine kırık ki
Bir türlü doyamıyorum yaşlarıma
Ve gözyaşlarım yalnızca yüzümü ıslatıyor
Kalbimdeki yara geçecek gibi değil
Son kez olsun bir göreyim o tatlı yüzünü diye
Yorgun ve kırgın bir şekilde mahallenize varıyorum
Her köşesi bir ayrı hatırlatıyor
Seni unutmaya çalışırken kendini unutmuş olan yüreğime
Dayanamıyor ağlıyorum tekrar tekrar.
O sırada kardeşini görüyor
Var gücümle koşuyorum yanına
Ürpererek geri çekiliyor git başımdan pis sarhoş diyor
Çığlık atacak oluyor ama tanıyor o sırada
İçki müptelası olmuş beni
Kardeşim diyor yutkunuyor gözleri dolarak
'Teyze' diyerek bir çocuk geliyor yanına
Tam o anda...
Unut artık onu çok mutlu o!!! Diyor...
Bu da oğlu!!!
Peki diyor ona ve kalbimin sahibi olan sana son vedamı ediyorum
Asıl veda ettiğim ise ne biliyor musun?
Ben aşka veda ediyorum...
--------------------------------------------------------------------------------
KADINLAR SEVİŞMEK İSTEDİKLERİNİ NEDEN SÖYLEYEMEZ?
Kadınlar o işi başlatmayı
çoğunlukla erkekten bekliyor.
Canı kocasını yada sevgilisini
deliler gibi istiyor olsa da,
arzudan geberse de, yok! I-ıh!
“Sevişelim mi?” diyemiyor.
Peki neden?
Bunun en birinci nedeni,
bu soruyu erkeğe sorarsa
“ucuz kadın” gibi görünme düşüncesi,
karşısındaki erkek tarafından
“öyle” algılanma korkusudur!
Çünkü kadınlar, cinsellikle ilgili konularda
söylenen ayıplarla büyümüştür.
O ayıp, bu ayıp!
Ailesinden öyle görmüştür.
Bütün bunlar saçma! Saçma! Saçma!
Bin kere saçma! Milyon kere saçma!
Neden erkeğine sevişmeyi başlatan kadın
“ucuz” görünsün ki?
Onun da hisleri, istekleri olamaz mı?
Daha amiyane deyişle.
kadının da “azgın” anları olamaz mı?
O da insan değil mi?
Allah onu da hisleriyle,
arzu ve istekleriyle yaratmadı mı?
Neden sevişmeyi hep erkek başlatsın?
Kadınlar bunda başarılı olamaz mı?
Erkeğe ilk olarak kadın dokunamaz mı?
Kadın onu öperek, okşayarak
sevişmeyi başlatamaz mı?
Yani bunları ve buna benzer şeyleri yaparsa,
ille de “ucuz görünür” öyle mi?!
Hiç de öyle değil işte!
Haa, burada bir ayrım yapacağım.
“Çıkarları için” erkeklere yanaşan kadınları
bunun dışında tutuyorum.
Çünkü o tarz kadınlar,
zengin erkeklerden para koparmak,
onları seksleriyle tavlayıp,
baştan çıkarmak için başlatırlar her şeyi.
Cesur davranışlarıyla erkeği büyüleyip,
onları parmaklarında oynatıp,
aldırır da aldırırlar.
Onu al, bunu al, onu öde, bunu öde!
Kafalarının içi bu düşüncelerle dolu olarak
seksi ilk başlatan
ve alıcı kuşlar gibi davranan bu tip kadınlar,
tabii ki “ucuz” görünürler!
Çünkü zaten onların düşünceleri,
ruhları, içleri, dışları “ucuzdur”.
(Para karşılığı seks yapan kadınları kastetmiyorum.
O zaten onların mesleği, işi.
“Ucuz Kadınlar” dediklerim, iki kuruş kazancı ile
deli gibi para harcayıp, alın terimle aldım diyenler!)
Benim asıl söylemek istediğim;
kocasını, sevgilisini seven,
onunla yaşamını,
bir birlikteliği paylaşan kadınların
“sevişelim mi?” sorusunu
erkeklerine sorabilmelerinin
asla “ucuz” olmadığı...
Ama toplum baskısı var ya!
Ah o toplum baskısı!
Küçükken ailelerin kız çocuklarının
kafalarına soktuğu o ayıp, bu ayıp lafları!!!
Sonunda kızlar büyüyüp, kadınlığa adım attıklarında;
hâlâ kafalarının içinde dönüp duran,
kendilerine sıkı sıkı tembihlenen o ayıplar listesi,
uygulanan baskıların devamı,
onları evlendiklerinde de,
bir birliktelik yaşadıklarında da
bir türlü rahat bırakmıyor.
(Böylesine bastırılmış duygularla bir kadın
ne kadar mutlu olabilir ki?)
Onun için de kadınlar kendilerini
erkeklerinin karşısında sıkıyorlar.
Bir türlü içlerinde zaman zaman esen rüzgarlara,
kopan fırtınaların kollarına kendilerini bırakamıyorlar.
Kocasına, sevgilisine karşı tutuk, çekingen davranıyorlar.
Bu da erkeklerin her zaman hoşuna gitmiyor.
(Çekingen, utangaç davranışlar,
bazen çekici olabilir ama sadece “bazen”…)
Aslında çoğu kadınlar
nelerden zevk aldıklarını
doğru dürüst bilmiyorlar.
İsteklerini, arzu ettikleri şeyleri
kocaları, sevgilileri ile konuşup,
paylaşamıyorlar ve
Erkek sevişmeyi başlatırsa,
daha güzel olur diye düşünüyorlar.
Erkek başlatırsa, arzulanan kadın
olduklarını sanıyorlar.
Kadınların çoğu, güzel yemekler yapıp,
şık bir sofra kurup, masaya bir mum yakıp,
seksi bir kıyafet giyerek erkeklerine
seks istediklerini anlatmak istiyorlar.
Bu bazen işe yarıyor ama
bazen de kadının vermek istediği mesaj,
işten yorgun dönen, trafikten bunalarak
eve gelmiş olan erkek tarafından anlaşılamıyor.
Erkek, evin değişmiş atmosferine,
kadının değişik giyimine rağmen,
onun demek istediğini anlamayıp,
hemen rahat kıyafetlerini giyip,
karnını doyurup, maçla,
spor programlarıyla ilgilenmeye başlıyor.
Bir kadın arkadaşım anlatmıştı.
“En güzel geceliğimi giyiyorum,
kremleniyor, mis gibi kokular sürüp
giriyorum yatağa, sokuluyorum kocama
ama kocam ne demek istediğimi anlamıyor!
Şayet anlarsa da ‘istiyor musun?’ diyor.
O zaman ben de lanet olsun, bir türlü
‘evet istiyorum’ diyemiyorum” diye dert yanmıştı.
Sormuştum “neden?” diye…
“Bilemiyorum. Beni okşamasını istiyorum,
dilimin ucuna geliyor ama söyleyemiyorum.
Galiba onun gözüne “******” gibi
görünmek istemiyorum.” dediğinde,
dayanamayıp “Aptalsın!”demiştim.
“Bırak yatakta seni öyle görsün.
Nasıl olsa, seni mutfakta kızartma kokuları arasında,
ütü masasının buharında, çamaşır makinesinin başında
çocuk pışpışlarken görmüyor mu?
Bırak, onun gözünde hem aşçı ol, hem ütücü,
hem çamaşırcı, hem çocuk bakıcısı…
Ama yatakta da onun ******su ol.
O dönüp sırtını yatıyorsa ama sen istiyorsan
öp onu, okşa ve sor “sevişelim mi?” diye...
Her şey o zaman daha güzel olur.” demiştim.
Haa, siz sordunuz ve o da “yorgunum” dedi.
Alınmaya, gücenmeye hiç gerek yok!
O istediğinde sık sık, hatta çoğunlukla
“başı ağrıyan”, “yorgun olan” siz değil miydiniz???
Hayatı paylaşırken, bunları da paylaşmayı bilmek lazım.
Paylaşma işte o zaman “gerçek paylaşma” olur.
Sizlere Psikoterapist Pınar İlkkaracan’ın
bir gazetede okuduğum yazısını aktarmak istiyorum.
İlkkaracan, Rus hayat kadınlarının
rağbette olduğu yıllarda bir araştırma yapmış.
Sonuçta Türk erkeklerinin “aynı” Rus kadınla
“para karşılığında” seks yaptıklarını saptamış.
“Niye hem para verip, hem de aynı kadınla
birlikte oluyorsunuz?” sorusuna
erkeklerin %75’ten fazlası “aşığım” demiş.
Türk erkeklerinin Rus kadınlarına aşık olmalarının nedeni,
bu kadınların isteklerini yatakta açıkça söylemeleri
ve sekte çok rahat davranmalarıymış.
“Neden karınızla değil de bir hayat kadınıyla, hem de
aynı kadınla ilişkiye giriyorsunuz?” sorusuna da,
“Çünkü o kadın beni beğendiğini söylüyor ve
neyi arzu ettiğini açıkça belli ediyor.” diye cevap vermişler.
(Gözüyorsunuz değil mi kızlar!!! Ona göre yani!)
“İyi hoş da… o kadınlar Rus, Biz Türk’üz” diyecek bazılarınız…
Ne diyeyim?!?!?
Tabii… çünkü çoğu kadına göre seks hâlâ tabu!!!
Tabu mabu!
Siz yine de kocanıza, sevgilinize, arzu ve isteklerinizi
sevgi sözcükleriyle, hatta muzır sözcüklerle söyleyin.
Onların hoşuna gidecek sözcükler bulmaya çalışın.
Artık bunu bulmak da sizin zekanıza, yaratıcılığınıza kalmış.
Sevişme öncesinde ve sevişirken partnerinizle konuşun.
“Sevişmek” bedenin, “konuşmak” da duyguların iletişimidir.
(Yerine göre de anlayışlı ve hoşgörülü olmayı unutmayın.)
O Şehir
o şehri özlemek istiyorum
seni ve gözlerini
çatlamak istiyorum hasretinden
yağmura susamış kara toprak misali
ve sonra kavuşmak
sesine gözlerine bedenine
ve ıslanmak sıcak terinle
ve ölesiye sevişmek sevişmek sevişmek
ama ilk önce
seni gözlerini
ve o şehri ölesiye özlemem gerek
panoma gelmişsin..bende sana misafir geldim:) bir temizlik gördüm listende...?
Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...